Copyright ® 2010-2011 erolcelik.net
(ÖLÜ SİNEKLER) (DUVARDAKİ YAŞLI ELLER)
RÜYA AVLAYAN

ÖLÜ SİNEKLER, DUVARDAKİ YAŞLI ELLER
( RÜYA AVLAYAN)




       
       Merhaba.
       Benim adım Rüya Avlayan.
       Daha önce tanışmıştık.
       Kendimi bırakıp insanların rüyalarında dolaşıyorum. Şahıslar umurumda değil, ben onların hayalleriyle besleniyor, karanlık dünyalarında nefes alıyorum ve iştahıma uygun olanı yutup, aklımda sindiriyorum.
       Şimdi algılarımı temizleyip, kim bilir kimlerin rüyalarını yaşayacağım?
       Merhaba, içeri girebilir miyim?

       Tamda zamanında buluştuk. Siz de benimle aynı şeyi düşünüyor olmalısınız. Bu gece karanlık ve kasvetli bir yolculuk istiyorum.

       Benim yaşadığım dünyada yani sizin bildiğiniz adıyla rüyalarda nasıl avlandığımı açıklamaya çalışayım biraz. Biraz diyorum çünkü bunu tam olarak açıklamam mümkün değil. Ancak burada benim yanımda olmanız gerekir, bunu yapabilmek içinde bedelini ödemek zorunda kalırsınız. Bedelinin ne olduğunu daha önce açıklamıştım.
       Hani insanlar gözlerini tamamen kapatır ve uykuya teslim olurlar ya, benim ki de öyle bir şey. Eğer avlanmak istiyorsam, ağlılarımı açıyorum ve arzularımı bu algıların üzerine bindiriyorum, gerisi kendiliğinden oluyor. Bu bir nevi beslenmek, yaşam ihtiyacı. İnsan nefes almayı düşünmez mesela, hayatı idame ettirmek için güdüsel bir zorunluluktur. Benim avlanmam da böyle bir şey.
       Zifiri bir karanlıkta dolaşan milyarlarca ateşböceği gibidir rüyalar, onlara çarpmadan yüzmek imkânsızdır. Hangisiyle besleneceğine karar vermek haricinde yapacak bir şey yoktur.
       Mmmm. Daha fazlasını anlatmaya gerek yok bence. Siz de sadece yolculukları merak ediyorsunuz zaten. Anlamaya çalışmak bir yerde tıkanıyor zaten. Ben de insanların dünyasını tam olarak anlayamıyorum. O kısıtlı yaşantıyı kabullenemiyorum.
       Neyse. Artık yeni bir av zamanı.
       İşte yakaladım.
       Şşşşş sessiz olun, bu rüya güzel. Çatıda bir adam görüyorum, tuhaf bir şapkası var. Karanlıktan dolayı adamı sadece gölge halinde seçebiliyorum. Soğuk. Evet, hissettiğim şey tam olarak soğuk. Bayıldım. Mmmmm. Bir cam kırılıyor ve binlerce cam kırığı üzerime yağıyor. Her parça ayrı bir ışığı yansıtıyormuş gibi odanın içi bir an renk cümbüşüne dönüşüyor.
       Güzel. Çok güzel. Eğer benim adım Rüya Avlayansa bu rüyanın güzel olacağına eminim.
       Dışarıda yağmur yağmıyor ama şimşekler tüm bedenleri aydınlatıyor. Kasvet, anlık ışık patlamalarının arasında dans ediyor. Unutmayayım da bu bedenin rüyalarını daha sonra da ziyaret edeyim.
       Bir el, masanın üzerindeki boş bir şişeyi alıyor. Az ilerde bir kadın, duvarın dibine çökmüş, perişan bir halde ağlıyor.
       Ooooo. Burada şunu söylemek zorundayım. Benim anlattığım çoğu rüyada insanlar ağlıyor, özellikle kadınlar. Bunun tek bir sebebi var, zifiri karanlığın içinde uçuşan ateşböceklerinin rüyalarda farklı ışıkları vardır. Rüya Avlayanların da farklı zevkleri vardır. Ben genelde böyle rüyalarla beslenirim.
       Dönelim rüyaya.
       Kadının yüzünde anlatmak istediklerini gizleyen bir hüzün var. Rrrrrrrrr.
       Merak ediyorum.
       Şişe kadının yanına düşüyor ve parçalanıyor. Aynı anda yukardan cam kırıkları yağıyor. Gözyaşları gibi. Kadın ağlamaya devam ediyor. Kadının ıslak yüzünde milyonlarca renk dolaşıyor.
       Adım sesleri duyuluyor. Yumuşak bir toprakta yürüyen ayaklar, sanki ruhları eziyormuş gibi. Şişeyi kadının yanına atan kişi görünmüyor ama korkusu kadının ruhunda dolaşıyor.
       Yine yukardan cam parçaları yağmaya başlıyor, bu sefer cam parçaları yere çarpmadan önce sıvılaşıyor. Her yer kıpkırmızı gözyaşıyla doluyor. Duvarlar, yerler, kadının yanakları kızarıyor. Kadın avazı çıktığı kadar bağırıyor. Eliyle yanağına sıçrayan sıvıyı iğrenerek temizlemeye çalışıyor. Öylesine acıyla bağırıyor ki, sesi yüzyıllar öncesinden gelen bir yaratığın tiz çığlıklarını andırıyor. Ağzını o kadar çok açıyor ki, neredeyse ağzından ruhunu kaçıracak. 
       Çatıdaki adam kaçıyor.
       Kızarmış duvarlardan onlarca kol uzanıyor. Bir şeyleri tutmaya çalışan eller, kadına doğru ilerliyor. Yaşlı insan elleri bunlar. Yaşlı ve hastalıklı. Kadın çığlıklar atmaya devam ediyor. Ağzını çok daha fazla açıyor.
       Uuuu. Çok lezzetli.
       Masanın üzerinde yeni bir şişe görülüyor, bu sefer şişenin içi kırmızı bir sıvıyla dolu. O sıvının koyuluğunun ardından bile, duvarın dibinde canhıraş bağıran kadının silueti görülüyor.
       Bir el uzanıyor ve şişeyi yine kadının yanına fırlatıyor. Şişe korkunç bir gürültüyle parçalanırken duvarlara kırmızı sıvı sıçrıyor. Kırmızı daha koyulaşıyor. Kadını kıskıvrak yakalamaya çalışan ellere sıçrayan sıvı, onları öldürüyor. Kırmızı sıvının sıçradığı yaşlı eller sönerken, tuhaf bir duman çıkıyor. Kokusu kanserli bir nefes gibi acı.
       Kadın bağırıyor. Hala ölmemiş eller var, kadını yakalamak için çırpınıyorlar, çatıdaki adam tekrar ortaya çıkınca, yaşlı eller çatıya dönüyor. Kadın, adamı görünce bağırmaktan vazgeçip sadece perişan bir halde ağlamaya devam ediyor.
       Mmmm. Üşüdüm ve sinirlendim. Anlaşılan tüm gece kadın ağlayacak. Ben bu rüyadan çıkmak istiyorum ama sanki duvardaki eller benim farkıma vardı ve bana doğru uzanmaya çalışıyorlar. Vuuuuu. Benim adım Rüya Avlayan, ben korkak değilim. Rüyanın içine tekrar dalacağım.
       Odanın içindeki adım sesleri daha yakın ve daha tanıdık. Duvarın dibindeki kadının gözleri kapalı. Etrafındaki onlarca el tarafından esir alınmış. Başında şapka olan çatıdaki adam, yine görülüyor. Bir anda odanın içi yine cam yağmuruna maruz kalıyor. Bu sefer cam parçaları yere çarpacakları sırada, yumruk büyüklüğünde iğrenç sineklere dönüşüyorlar. Kirli kanatlarını o kadar hızlı çırpıyorlar ki, odanın içi aniden dayanılmaz bir vızıltıyla sıvanıyor. Yapışkan, kirli ve acımasız vızıltı midemi bulandırıyor.
       Masanın üzerindeki boş şişe yine bir el tarafından kadının yanına doğru fırlatılıyor. Kadının gözleri hala kapalı. Sinekler havada aç bir halde uçuşuyorken, duvardan çıkan eller sinekleri yakalamaya çalışıyor.
       Vvvvvvvv. Sinek avcısı eller. Hayal gücüne bak.
       Sinekler kadına doğru hücum ediyor ama duvardaki eller sanki kadını korumaya çalışıyormuş gibi sinekleri yakalayarak eziyorlar. Sinekler ezilirken acıyla çığlık atıyormuş gibi sesler çıkarıyorlar. Duvardaki yaşlı eller sanki kadını azman sineklere kaptırmak istemiyorlar. Duvarın dibi ölü sineklerle doluyor.
       Dışarıda güneş doğmaya başlıyor. Hayııırrrrrrr. Bu rüya devam etmeli. Kadın kurtulmalı.
       Duvarın dibindeki ölü sineklerin yanında yatan kadın aniden gözlerini açıyor. Yüzünde acayip bir öfke var. Beklenmedik, acınası bir öfke. İsyan mı, korku mu anlaşılır değil?
       Nnnnnn. Duvardaki eller, korkmuş gibi yumruk olup aşağıya doğru sarkıyorlar. Boyun eğiyorlar gibi hareketsiz kalıyorlar. Çatıdaki adam odanın içine doğru düşüyor ve düşerken bir cam patlıyor. Kadın öfkeyle gözlerini yumuyor. Görüntü kararıyor.

       Rüya bitiyor.

       Hayyyyy be çok lezzetli bir rüyaydı.
       Bu gece başka bir rüyayı ziyaret etmeme gerek kalmadı. Ben bu rüyayı özümseyeceğim. Sindireceğim ve algılarımın ardına biriktireceğim. Mmmmmmm. Başka bir rüyada görüşelim.

       Benim adım Rüya Avlayan daha önce karşılaşmıştık.


.