Ana Sayfa
Erol Çelik
Kitaplar
Kısa Filmler
Öyküler
Senaryolar
Yazılar
Klipler
Videolar
Haberler
İletişim
Yazılar
Copyright ® 2010-2011 erolcelik.net
:

.
MÜZİK BİTTİĞİ ZAMAN IŞIĞI SÖNDÜR


    Kulagimda jetro tull müzigi ile havaalanin rötarli uçagini beklerken, kendimce bir oyun oynamaya karar vermistim.  Insanlari suçlayacaktim. Onlari bilmedikleri, belki de ömürlerince yapmayacaklari çirkin bir iftiranin altina sokacaktim. Düsüncesi bile zevkli geldi bana. Böyle çirkin bir oyunu hastalikli bir beyin üretebilirdi muhakkak ama kötü hava kosullari sebebiyle yok yere bir saatten fazla hapis kalmak aklin hastalanmasina sebeptir. Hastalanmasi derken biraz abartili bir düsünce gibi görünebilir fakat zaten meyilli bünyelerin bu hastaliga kapilmasinin oldukça normal oldugunu, bu ruh halindeki herkes bilir.

    Neyse ben oyunuma döneyim.

    Ilk kurbanim, oooooo etrafima bakinca aklimdaki kanserin oldukça ilerledigini görüyorum. Hiç acimadan masum insanlara çirkin yakistirmalar yapabilir miyim gerçekten? Yapabilirim. Bendeki bu çeliski ne acayip, hem yapmak isteyip hem yakismasini düsünüyorum. E, nede olsa bu kendimle benim aramda.
    Etrafima bakiyorum ve 409 numarali kapinin bekleme salonun mavi demir koltuklarinda oturan ilk kurbanimi ariyorum.

    Aha buldum. 40’li yaslarda bir kadin. Parmagindaki alyansi çenesine yasladigi elinde görülüyor. Bos bakiyor ama yüzündeki bir ifade gözümden kaçmiyor. Kesinlikle bir sey gizliyor. Beyaz bir gömlegin üzerine yesil bir örgü kazak giyinmis kadinin saçlari boyasiz. Sakladigi sir yüzünde kederi artiriyor. Sirrin ne abla?!! Sirrin ne kadar kötü?!! Elindeki pahali telefona düsünceli ve duraklayarak mesaj yazmaya basliyor. Sirrin ne abla? Söylemeyecek misin?
    Tamam, o zaman ben tahmin edeyim. Senin yüzündeki acidan bu suçun senin tarafindan islenmedigi belli. Düsünüyorum ve aklima çok igrenç seyler geliyor. Midem bulandi bunu düsünmeyecegim. Senin kederini kendi igrençligimle iyice kirletmeyecegim.

    Azat ettim seni.

    Kisa saçli esmer ve kalin kasli 30lu yaslarda erken olgunlasmis ve varlikli bir adam gözüme ilisti. Hah tam disime göre. Tavandaki çapraz demir çubuklarin arasindaki florasanlarla  aydinlanan hava alaninin 409 numarali bekleme salonu, adamin karanlik dünyasini aydinlatmaya yetmiyor. Yaninda kendinden en az yirmi yas daha büyük bir adam var. Hayir, bu adamdaki hürmet onu baba yapmaz, onu daha çok hizmetli yapar. Kalin kasli adamin karanlik dünyasina hizmet eden bir adam. Adamin kaslari gözlerini ve bakislarini daha bir karanliga gömmüs. Sen söyle adam, senin suçun ne. Evet, senin daha kötü ve kendi elinden islenmis bir suçun var degil mi? Var elbette, bu, dört sira koltugun arsindaki mesafeden bile anlasiliyor.

    Dur tahmin edeyim. Gözlerin kadar karanlik düsüncelerin var. Arabanla bilerek bir adama çarptin. Hayir mi? Silahinla bir gencin sol ayagini topal ettin. Buda mi degil? Peki,  bir kadini rizasi olmadan kirlettin. Hadi canim bunlardan biri olmali. Yoksa, uyusturucu satip masum bir ailenin dagilmasina mi yol açtin?
    Ha evet, sende bu son madde daha agir basiyor. Gerçi bunu yapiyorsan önceki tüm suçlamalarimi zaten yapiyor olman muhtemeldir.

    Neyse sendende igrendim. Kustum ve cehenneme yolladim. Hey nereye gidiyorsun. Umarim ayni uçaga binmeyiz. Yoksa uçak boyunca ayni soguk düsünceler içinde olucam.
    40li Yaslardaki ablada kalkiyor. Sanki, “olsun bunlara katlanmaliyim” der gibi kendine soluk bir güven vererek salini boynuna ilistiriyor.

    Simdi kulagimda The Doors çaliyor. The end.

    Midem bulandi. her insanin karanlik bir yönü vardir ve ben bu oyunu oynamak istiyor muyum diye düsünüyorum?
Bateri atak yapiyor Jim Morisson amca çiglik atiyor. Ben susmak zorundayim. Içimde ziftlestirdigim bir sikinti ile düsünmeyi birakiyorum. Insanlari seyretmezsem bunu basarabilirim.

    Müzik bittigi zaman isigi söndür.

    Klik.

    27 ocak 2012


Kısa Filmler
Kitaplar
İletişim
Haberler
Videolar
Klipler
Yazılar
Senaryolar
Öyküler