Ana Sayfa
Erol Çelik
Kitaplar
Kısa Filmler
Öyküler
Senaryolar
Yazılar
Klipler
Videolar
Haberler
İletişim
Yazılar
Copyright ® 2010-2011 erolcelik.net
:

.
DÜNYANIN EN ŞANSLI ADAMI
    Simdi size bir adamdan bahsedecegim. Bu adamin adi bende sakli, kim oldugu da.

    Anadolu’nun yemyesil bir kasabasinda dogdu. Ailenin en büyük ogluydu ve çocuklugu güzel geçti. O zamanlar, ailesinin maddi varligi iyi oldugu için, pek bir sorunu yoktu. Elbette kirsal yerlerdeki çocukluk kolay degildi, ne kadar maddiyatiniz iyide olsa, kendi oyuncaginizi kendiniz yapmak zorunda kalirdiniz.

    Tahtalari yonttu, onlara tekerlekler takti ve kumda çizdigi yollarda arabasini keyifle dolastirdi. Taze meyveler yedi. Sebzenin en hasiyla büyüdü. Sütün en iyisini içti. Büyüdükçe yeni kardesleri olmaya baslamisti. Kardeslerini de kendi yaptigi kizaklarda kaydirdi. Onlara oyuncaklar yapip verdi. Çocukluktan kurtuldugu yillarda kitaplar karistirmaya baslamisti. Yillar yillar sonra oglunun tavan arasinda  buldugu Tarkan dergilerini, aslinda o saklamisti.

    Siire merak saldi. Zamaninin en iyi sairlerinin kitaplarini okudu. Sahura kalktiginda bile yemek hazir oluncaya kadar kitaplar okudu.

    Yillar yillar sonra oglunun hayran oldugu bir hayal gücüne sahipti.

    Ailesinin maddi durumu, anlatilmayacak sebeplerden fenalasmaya baslayinca çalismaya basladi. Elinde kalan son parasiyla, kasabanin girisinde bir tamirhane açti. Iyide para kazanmaya baslamisti.

    Kiz kardeslerinden biri hemsire olunca, onun mecburi görevini yaptigi uzak bir kasabaya onunla birlikte gitti. Orasi da yesildi ama insanlari farkliydi. Bir de kasabanin en güzel kizini görmüstü. Kiz onun olmaliydi ve öylede oldu. Aldi KIZI kendi köyüne getirdi.

    Tamirhanedeki isler anlatilmayacak sebeplerden dolayi kötülesti. Bu arada yine kitaplar ve siirler okudu. Kasabada herkes onu sever ve sayardi.

    Yillar yillar sonra kendine hayran olan tam üç tane çocugu oldu.

    Kasabada daha fazla yasayamayacagini düsündügü sirada, büyüksehre kaçti. Ilk önce yalnizdi, kendi kaderini tasiyan binlerce göçmen gibi. Daha sonra büyük sehirde bir is buldu, akrabalarinin yardimiyla. Bir ev kiraladi giris katinda.

    Her seye sifirdan baslayip hayatina bir yön çizdi. Aldi çocuklarini yanina ve basladi. Kendi çalisti, karisi destek oldu. Büyük sehir bu, tek basina mücadele edilir mi?

    Çocuklar okula basladi, dertler artti. Adam daha fazla çalisti. Kadin daha fazla yoruldu. Bir ev almak istediler kiradan kurtulmak için. Daha çok çalistilar. Sonunda ev aldilar zor bela.

    Ama her sey onlarin hayatindan bir parça daha aldi götürdü.
    Adam emekli oldu. Çocuklari kendi hayatlarini kurtardilar.
    Buraya kadar hemen her sey, insanlarin yasadiklari seylere benziyor. Anadolu’dan kopup büyük sehre göçen birçok kisinin basindan geçti bunlar.
    Bu adamin farkliligi neydi?

    Bu adam, çocuklari için bütün hayatini zorlastirip büyük sehre geldi. Eger kitap okumaya devam etseydi veya siir yazmaya, belki simdi çok ünlü bir yazar olabilirdi. Çünkü inanilmaz bir hayal gücüne sahipti. Aslinda hala hayal gücü süper ama bu aralar pek kitap okumuyor. Gözlerinin bozuldugunu bahane ediyor. Ah diyorum, bu kitap gözlükle de okunur. Tamam, bakariz diyip beni basindan saviyor.

    Simdilerde, dogdugu kasabaya gidip duruyor. Kim bilir orada daha rahat düsünüp, olmak istedigi seyleri, hayalinde de olsa, orada yasiyor.

    Ama o dünyanin en sansli adami bence.
    Çünkü ona hayran olan çocuklari var.
    Özellikle ben.
    Seni seviyorum baba.

    Keske benim seni sevdigimin yarisi kadar benim çocugum beni sevse.

EROL ÇELIK
05.10.05

Kısa Filmler
Kitaplar
İletişim
Haberler
Videolar
Klipler
Yazılar
Senaryolar
Öyküler