Copyright ® 2010-2011 erolcelik.net
BEN SANA USLU OL DEMEDİM Mİ
RÜYA AVLAYAN

BEN SANA USLU OL DEMEDİM Mİ
( RÜYA AVLAYAN)




       Merhaba.
       Benim adım Rüya Avlayan.
       Daha önce tanışmıştık.
       Kendimi bırakıp insanların rüyalarında dolaşıyorum. Şahıslar umurumda değil, ben onların hayalleriyle besleniyor, karanlık dünyalarında nefes alıyorum ve iştahıma uygun olanı yutup, aklımda sindiriyorum.
       Şimdi algılarımı temizleyip, kim bilir kimlerin rüyalarını yaşayacağım?
       Merhaba, içeri girebilir miyim?

       Çok sıcak günleri seviyorum, çünkü herkesin penceresi açık, herkesin aklı açık. Böylelikle rüyalarda dolaşmam kolay oluyor. Sıcak benim iştahıma göre rüyalar üretiyor. Keyifli bir yolculuğa daha çıkacağım bu gece.
       İiiiii işte onlardan biri. Büyük, karanlık bir göl görüyorum, masallarda anlatılan, ormanın tam ortasında, yemyeşil bir göl bu. Gölün kenarında yedi, sekiz yaşlarında bir kız çocuğu var. Elinde boş bir çuvalla gölün kıyısına geliyor. Çocuğun yüzünü görüyorum, ağlamış şşşşşş ağlamış, gözyaşları acıklı çizgiler oluşturmuş yanaklarında. Hıçkırıyor ama ağlaması durmuş. Ağlaması durmuş ama hırsı dinmemiş. Üzülmüş ama büyük bir insanın kudretiyle dolu vücudu. Yaptığı işi bitirmek isteyen bir kararlılıkla yürüyor.
       Çocuk tam gölün kenarında eğiliyor ve gölün içine elini sokuyor, hıçkırıkları gölün üzerinde dalgalar oluşturuyor. Bir yandan mırıldanıyor "ben sana uslu ol demedim mi?" diye. "Ben sana yaramazlık yaparsan başına bunlar gelir demedim mi?" diye ağlamaklı bir şekilde gölün içinden çıkardığı şeyi çuvalın içine atıyor.
       Gölden ne çıkardığını görmüyorum.
       Mmmmm bilinçaltı korkularıyla beslenen rüyalara bayılırım. Gizemli rüyalara bayılırım ve neler olacağını merak ederim. Umarım kısa bir rüya olmaz.
       Kız çocuğu, çuvalı sürüklemeye başlıyor. Gölün hemen yanındaki karanlık ormana doğru götürüyor çuvalı. Çuval ağır değil ama yerdeki yapaklardan bir iz oluşturuyor. Çocuk ormana giriyor ve ilerliyor. Bir yandan hıçkırıklarla mırıldanmaya devam ediyor. "Ben sana uslu ol demedim mi? O göle tek başına gitme demedim mi?"
       Kız çocuğu ağaçların arasında bir yerde duruyor ve çuvalını yere boşaltıyor. Ben yine çuvalı ve yerde ne olduğunu görmüyorum. Mmmmm. Ama feci merak ediyorum. Çocuk ağlamaktan perişan olmuş ve artık ağlayacak takati kalmadığı için kuru hıçkırıklarla yetinmek zorunda.
       "Ben sana yaramazlık yaparsan başına bunlar gelir demedim mi?"
       Kız çocuğunun üzerinde el örgüsü bir hırka var ve ıslak. Islak olması beni korkutuyor. Uuuu.
       Kız çocuğu ayaklarını sürüyerek gölün yanına tekrar geliyor ve gölün içine elini sokarak oradan bir şey alıp çuvalın içine tekrar koyuyor. Ben yine ne olduğunu görmüyorum. Şşşşş sessiz olun ve rüyaya kulak verin. Bu rüyanın sonu çok acı. Benim için güzel ama sizin içiniz acıyabilir. Bunu tecrübelerime dayanarak söylüyorum. Susun nnnn ve çocuğa kulak verin.
       "Ben sana sözümden dışarı çıkma demedim mi?" Kız çocuğu kuru kuru hıçkırıyor ve elindeki çuvalı aynı yere kadar sürüklüyor. Ay ışığı, ağaçların sadece bir yanını aydınlatmış, ben çocuğun çuvalını boşalttığı yeri göremiyorum. Bunu görmek için haftalarca bu rüyada yaşamaya razıyım. Ooooo benim gibi bir Rüya Avlayan, merakla beslenir.
       Kız çocuğu tekrar göle gidiyor. Tekrar ağaçların arasına geliyor. Tekrar söyleniyor. Tekrar hıçkırıklara boğuluyor.
       O ne? Ağaçların arasında birini fark ediyorum, sadece ben görüyorum oradaki karartıyı, çocuk farkında değil. Bir kadın mı o? Hayır bir adam galiba. Ağaçların arasından çocuğu seyreden kişinin cinsiyetini anlamıyorum ama onun ağladığını görüyorum. Hem de öyle bir ağlamak ki, elleriyle dizlerini dövüyor. Uuuuuuu.
       "Ben şimdi ne yapacağım sensiz?" çocuk hıçkırıklarla gölden yeni bir çuvalla geliyor ve ağaçların arasındaki yere çuvalını döküyor.
       Şimdi görüyorum çuvaldan döküleni. Dikkatli olun, ay ışığı burayı daha fazla aydınlatıyor. Çuvaldan bir bebek düşüyor. Tıpkı kız çocuğuna benzeyen bir oyuncak bebek bu. Tıpkı kız çocuğu gibi bir hırka giyinmiş. Hırka tıpkı kız çocuğunun giyindiği gibi ıslak. Oyuncak bebeğin saçları, tıpkı onu taşıyanın olduğu gibi kıvır kıvır.
       "Ben sana uslu ol, yaramazlık yapma demedim mi? Ben şimdi ne yapacağım?" diyor kız çocuğu. Çuvaldan düşen oyuncak bebek yeni açılmış bir çukura yuvarlanıyor.
       Hhhhhhh. Mezara benzeyen çukurun içini görüyorum şu an. Sonra dönüp ağaçların arasından kız çocuğunu seyreden kişiye bakıyorum. Karartı, dizlerinin üzerine çökmüş, elleriyle yüzünü kapamış, ağlıyor. Başını iki yanına sallayarak ağıt yakıyor.
       Karartı, dizine her vurduğunda ormanda bir dalgalanma oluyor, dünya sarsılıyor, karanlık titriyor, acı koyulaşıyor.
       Tekrar kız çocuğunun olduğu yere dönüyorum. Çuvaldan düşen bebek, yuvarlanarak çukura düşüyor ve ben çukurdaki diğer bebekleri görüyorum. Onlarca aynı bebek yatıyor orada. Onlarca ıslak hırkalı, kıvırcık saçlı bebeğe bakıyorum.
       İiiiii işte burası çok tuhaf.
       Mezara benzeyen ve bebeklerle dolu çukur, suyla dolmaya başlıyor. Çukurun iki köşesinden ırmak gibi sular akıyor çukura. Çukuru dolduran ilk ırmağı izliyorum, kız çocuğu elindeki çuvalı sımsıkı tutmuş ve ağlamaya başlamış. Gözyaşları oluk oluk önüne akıyor ve oradan çukura doğru gidiyor. Küçük bir kızdan nasıl olur da bu kadar gözyaşı akar? Sonra diğer ırmağı takip ediyorum. O ırmak ağaçların altında çıldırırcasına ağlayan kişiye ait. Bir kadına benziyor ağaçların ardındaki kişi ama bir babaya da benziyor. Ta oradan çukura kadar gözyaşı ırmağı geliyor. Daha gür, daha coşkulu bir ırmak bu.
       Vvvvvv vay be enfes bir rüyayı sindiriyorum.
       Çukur ağzına kadar suyla doluyor. Gözyaşıyla doluyor. Bebekler, gecenin karanlığında, ay ışığının soğuk maviliğinde suyun dibinde görülüyorlar.
       Gözyaşında boğulan oyuncak bebekler.
       Oooooo bu rüya bitmeseydi keşke. Rüyanın sahibi için korkunç olabilir ama benim için enfesti. Rüyaları lezzetli yapan şey, bu işte.
       Bu gecelik bu kadar yeter. Dinlenmeliyim ve bu rüyayı sindirmeliyim. Mmmmm bunu zevkle yapacağım.

       Hadi siz de gidin, rüyalar görün. Özgürce görün. Korkmayın bu gece daha fazla avlanmayacağım.

       Benim adım Rüya Avlayan daha önce karşılaşmıştık.
  

                                                                       
       Erol Çelik
       05.Haziran.2012
 

.