Ana Sayfa
Erol Çelik
Kitaplar
Kısa Filmler
Öyküler
Senaryolar
Yazılar
Klipler
Videolar
Haberler
İletişim
Yazılar
Copyright ® 2010-2011 erolcelik.net
:

.
BEN BİR KATİLİM 2

     2007 yilinda hamile bir kadinin hastane koridorunda kostugunu gördüm. Önünde küçük bir çocuk vardi. Kadin çocugu takip ederken, ben de peslerinden gittim. Küçük çocuk, kadini pis bir umumi tuvalete soktu. Peslerinden ben de girdim ama onlar beni görmüyordu.
     Karsilastigim manzara benim gibi bir katili bile üzmüstü. Zavalli kadin ogluna, kendisini terk etmemesi için yalvariyordu. Küçük çocuk annesine tuvaletteki bir kovayi gösteriyor, kadin feryat figan agliyordu. Kovanin içine baktigimda, aklim siçradi. Posetlere sarilmis oyuncak bebekler vardi kovanin içindeki suda.
     Ben hemen bir hemsirenin gelmesini sagladim. Hemsire, kadina bagirmaya basladi, “acele et, çocugunu kurtarmalisin” diyordu. Kadin, hemsireyi dinledi ve onunla birlikte kosarak ameliyathaneye girdi. Tabi bende onlarin pesindeydim.
     Içeri girdigimde gördügüm manzara çok daha akil karistiriciydi. Biraz önceki kadin dogum masasinin üzerinde kendinden geçmis bir halde yatiyordu. Basinda hemsire, doktor ve bir de adam vardi ve durmadan kadina uyanmasini haykiriyorlardi. “Uyan artik, yoksa çocugunu kaybedeceksin” diyorlardi.
     Ben bir katilim ama buna yüregim el vermedi ve kadinin uyanmasini sagladim.
     “Uyan artik, uyan da bebeginin hayatini kurtar.”
     Kimse ölmedi. Ben baska cinayetler islemek için yoluma devam ettim.

UYAN ARTIK ( Erol Çelik – Satranç Ve Sövalye kitabindan. S. 9-17) 


     Uyusturucu batagina yeni saplanan bir genç adamin benden yardim istedigi yildi 1996. Temmuz ayindaydik ve olaylari izledigim o günlerde zavalli çocuga çok acidim. Kötü arkadas kurbani olmus ve uyusturucu kullanmisti. Bir gün bana, “eger kullanmazsam beyaz adamlar beni rahatsiz ediyor” demisti. Oysa bilmiyordu ki, beyaz adamlari onun basina ben musallat etmisti.
     Eger uyusturucu alirsa cesaretli oldugunu zannediyor, yatak odasina gelen beyaz gölgelere kafa tutabiliyordu. Beyaz Adamlar genç çocuga o tozu kullanmayacagi bir gün olacagini, iste o zaman kendilerinden korkmasi gerektigini söylüyordu.
     Bu oyunu sevmistim. Genç, uyusturucu kullanmadiginda korkak oluyordu. Ben hemen beyaz adamlari devreye sokuyordum. Bu durum gencin aklini iyice zarara ugratmisti. Uzun bir kedi fare oyunundan sonra son noktayi vurmaya karar verdim.
     Ben bir katilim, bu yüzden, gence feci bir ders vermeliydim. Gencin kulagina egildim ve bu aksam eve bir arkadasini çagirmasini, ona beyaz adamlar gördügünü söylemesini fisildadim. Dedigimi yapti. Ben hemen beyaz adamlara gittim ve bu gece söyleyecegim her seyi harfiyen yapmalarini emrettim.
     Genç, yanindaki arkadasina durumu anlatmisti. Arkadasi ben yanindayim gibi zavalli bir tesellide bulundu   ve bu gece uyusturucu içmemesini söyledi. Iste aradigim firsatti. Gecenin ilerleyen saatlerinde beyaz adamlara gerekeni söyledim ve olanlar oldu. Uyusturucu müptelasi genç, arkadasini öldürmeye tesebbüs etti. Kulaginda durmadan dolasan, beyaz adamlarin sesi vardi. “Zarar ver ona!” diye bagiriyordu beyaz adamlar. Ben de bagiriyordum.
     Arkadasini öldüremedi ama kalici zararlar verdi.
     Genç, en azindan uyusturucunun ne kadar feci bir sey oldugunu anladi.
     Basarisiz bir girisim gibi görünebilir ama ben hala o gençle oyun oynuyorum. Simdilerde hastanede tedavi oluyor ama benim beyaz adamlarimla iyi geçindigini zannediyor. Hele bir çiksin.

BEYAZ ADAMLAR (Erol Çelik – Satranç Ve Sövalye kitabindan. S 17-100)


     Altinci romanini yazan bir yazarin vicdan savasina katildim. Yil kaçti? Iki binlerin sonu olmaliydi. Yazarla benim aramda feci bir benzerlik vardi. O, yazdigi kitaplarda insanlara kötülük yapiyordu ve bundan zevk aliyordu. Hatta bundan para kazaniyordu. Okuyucu, baskalarinin mahvolan hayatlarini okurken, yazar bu tarafta bundan nemalaniyordu.
     Bana geldiginde, altinci romaninin son bölümünü yazmak üzereydi. Benden ne istedigini sordum. Bana, kitabindaki adamdan bahsetti. Adam karisini ve çocugunu öldürmüstü kitapta. “Ne güzel iste” diye söyledim. “Öldürmüssün onlari, ben ne yapabilirim k?” Ama yazarin düsünceleri kaniyordu. Bana dedi ki “ben ailesini katlettim ama kitaptaki adam bana bunun sebebini soruyor, ben ona ne cevap verecegim?”
     Sonuçta ben bir katilim, insan öldürürüm ama sebep aramam. Fakat benden istenen yardimi da geri çevirmem. Yazara “adama sunu söyle” dedim. “Yasadigi sey bir baskasinin yazmis oldugu bir kader. Bunu kabullenmelisin” diye söyle dedim. “Tipki senin kaderini yazanin kaderini de bir baskasinin yazdigi gibi. Tipki bunlari söyleyenin kaderini bir baskasinin yazdigi gibi.”
     Söylediklerim yazarin kafasina yatti ama ben ondan bir iyilik yapmasini istedim. Yazar kabul etti. Uzun süreden beri cinayet islemedigimi ve ailesini katleden adami öldürmek istedigimi söyledim.
     Yazar kabul etti.
     Son bölüm yazilmis oldu. Ben cinayet isledim.

SON BÖLÜM (Erol Çelik – Satranç Ve Sövalye kitabindan. S. 101-127)




     2007 Temmuzunda feci bir trafikte sikisip kalmistim. Sikintidan sürücülerin düsüncelerini okumaya basladim ve aradigimi çok geçmeden buldum. Az ilerde bir adam, yandaki bir arabayi kullanan güzel bir kadina bakiyordu. Onu eski sevgilisine benzetmisti. Hemen kadinin aklini ziyarete gittim ve enteresan bir sekilde onunda adami seyrettigini fark ettim. Ama garip bir iliskiydi yasadiklari. Kadin yandaki adami ölmüs abisine benzetiyordu ama adam bunu cilve olarak algiliyordu. Adam, kizi eski sevgilisine benzetiyordu. Ilgiyle, düsüncelerini dinlemeye koyuldum.
     Aklima bu yasananlarla ilgili kötü bir sey gelmiyordu. Garip bir ask hikâyesiydi sanki oysa ben ask hikâyelerinden nefret ederdim.
     Trafik açildi ve kiz basti gaza. Galiba aradigim firsati bulmustum. Hizla adamin aklina süzüldüm ve onu çeldim. Kiz ona ümit vermisti ama tipki eski sevgilisi gibi onu terk ediyordu. “Sen hep böylemi yasamak zorundasin?” diye haince fisildadim kulagina. “Hayir!” diye isyan etti bana. Buna bu sefer izin vermemesini söyledim tekrar.
     “Hadi kiza yetis ve buna hakki olmadigini söyle ona” dedim.
     Çok keyif almaya baslamisti. Acaba ikisini de öldürebilir miyim diye hesaplar yapiyordum. Iyi bir kaza bunu saglayabilirdi.
     Adamin düsüncelerine yapistim ve gerdikçe gerdim. Kadina yetisti ve ben tam o an direksiyonu kadinin üzerine kirdim. O an ikisinin de ne düsündügü umurumda degildi.
     Ben ikisini de feci bir kazada öldürmüstüm. Gerisi önemli degildi.

TRAFIK (Erol Çelik – Satranç Ve Sövalye kitabindan. S. 128-167)


     Adamin adi Kenan’di galiba. 2001 yilinda bu adami ebru yaparken tanidim. Akli sevdigi yüzünden yerinde degildi. Kenan tuhaf bir sekilde, yaptigi ebrulari sevdigi insana begendirmeye çalisiyordu. Ilgimi çekmisti. Izledim onu. Güzel ebrular yapiyordu ve yaptigi tüm resimleri ona götürüyordu. Eger sevgilisi resimleri begenirse onunla uzun bir yolculuga çikacagini düsünüyordu.
     Bir aksam ebru teknesinin basina geldi ve sevdiginin resimleri begendigini söyledi, simdi birlikte yolculuga çikacaklari bir tekne hazirlayacagini ve bunu nasil yapacagini bildigini söyledi. Ilgiyle izliyordum bu manyak adami.
     Kenan’i diger görüsümde sevdigi insanin mezarinin basindaydi. Kocaman, camdan bir ebru teknesi yapmis ve üzerinde resimler boyamaya baslamisti. Ne yaptigini sordum. Bana, bu dünyanin en büyük ebru teknesi dedi. Isim de koymustu ona “Nes’et-i Sâniyye Teknesi” Nedir anlami diye sordugum da, “Ikinci defa vücuda gelme” dedi.
     Ne yani, bu teknede resim yaparsan, onu vücuda mi getireceksin diye sordum akli karisik adama.
     Evet dedi.
     Düsündüm ve muhtesem bir sey buldum.
     Kenan, ebru teknesinin üzerinde resimler yaparken aklima gelen seyi yaptim. Kenan’in kulagina egildim “Eger o boyalara kanini akitirsan, senden bir seyler katarsan, ona ulasirsin dedim.” Bu aklina yatti ve bilegini keserek ebru teknesinin üzerine akitti.
     “Daha fazla” dedim, “bak sesini duyabiliyor musun?”
     Kenan, bileklerinden akan kanla birlikte yere yigildi ve sevdigi kadinla bulusmaya gitti. Ben emelime ulasmistim.
     Bir cinayet daha islemistim.

NES’ET-I SÂNIYYE TEKNESI (Satranç Ve Sövalye kitabindan S.168-187)


     Insanlarin kalabalik olduklari yerlere girmeyi pek sevmem, bu yüzden fastfoodlardan birinin otoparkinda alelacele karnimi doyuruyordum. Açik bir parkti ve hava fena sayilmazdi. Sol tarafima, birkaç araba öteme sifir bir araba yanasti. Tertemizdi. Içinden bir baba ve oglu inerek restorana girdiler. Buraya kadar her sey normaldi ve hiç dikkatimi çekmedi. Bir süre sonra o aracin önünde bir kedi oldugunu fark ettim. Araçlarimizi yanastirdigimiz alanin önü bir insanin beli yüksekliginde bir duvarla kapliydi ve kedi o duvarin üzerinde   oturmus, sifir arabayi inceliyordu. Evet, bildiginiz, bir insanmis gibi araci inceliyordu.
     Bos verip hamburgerimin kalan kismini bitirecegim an, kediye tekrar gözüm kaydi. Mendebur hayvan, duvardan atlamis yeni arabanin farlarini ve ön panjurunu yalamaya baslamisti. Batil inançlara pek aldiris etmem ama görüntü beni büyüledi.
     Baba ve ogul geldiklerinde onlara durumu açikladim. “Aman eve gidene kadar dikkatli ol, kedi ugursuz hayvandir” diyerek adami korkuttum.
      Ertesi gün sifir aracin sahibi geldi aklima ve yeni bir cinayet planladim. Adamin evinin önündeki aracinin tekerleklerine yeni kediler saldim. Hayvanlar tekerlekleri yalarken adam aracin yanina gelmisti. Planim isliyordu.
     Adamin kafasini iyice karistirdigim bir gün onun kulagina egildim ve “araba için kurban kestin mi?” diye sordum.
     Cinayet isleyecegim gün, adamin çalar saatini ayarladim ve servisi kaçirmasini sagladim. Yeni arabasiyla, kurban kesmedigi sifir arabasiyla ise gitmesini sagladim. Yol boyunca aklina girdim. Düsüncelerinde dolastim ve ona ayaküstü rüya gösterdim. Kulagina fisildadim “Peki oglun için kurban kestin mi?”  Adam sinirlendi.   Hayalinde, oglunun ayaklarini kedilerin yaladigini gösterdim ona.
     Zavalli adam çildirmanin esigine gelince, sol seritten aniden sag seride geçmesini söyledim.
     Dedigimi yapti. Ama kurbanlik hayvan tasiyan bir aracin altinda kaldi.
    Yeni cinayetim, tüm cinayetlerimden daha kanli olmustu ama zekama hayran kalmistim.

SIFIR (Erol Çelik –Satranç Ve Sövalye Kitabindan. S.188-211)

 
     Ben bir katilim ve isledigim günahlari burada anlatiyorum. Neden mi? Yenilerine yer açilsin diye.  Üstelik hepsini anlatmiyorum, anlatmiyorum ki, birazini da siz arastirin, bu adam baska neler yapmis siz bulun.
     Daha bitmedi, isledigim diger cinayetlerden bir kismini da, daha sonra anlatacagim. Gözünüz üstümde olsun.




.
Kısa Filmler
Kitaplar
İletişim
Haberler
Videolar
Klipler
Yazılar
Senaryolar
Öyküler